Son Dakika
22 Ekim 2018 Pazartesi
doruk-reklam
01 Ekim 2018 Pazartesi, 10:06
Özgür Doğan
Özgür Doğan info@burdurweb.com Tüm Yazılar

Burdur’un yeni bir imar revizyonuna ihtiyacı var

Burdur, sit alanı bakımından zengini bir il. Ancak sit alanınca zengin bir il olması onu değerli kılmıyor. Özellikle il merkezi sit alanı bakımından çevrelenmiş bir yapıya sahip. Bilmeyenler için sit alanını tanımladığımızda sit alanı; korunması gereken doğal değerlerin muhafaza edilmesi olarak açıklanıyor. Bu sit alanı zenginliği 2 farklı pencereden bakmamız daha doğru olur. Birincisi şehrin […]

Burdur, sit alanı bakımından zengini bir il. Ancak sit alanınca zengin bir il olması onu değerli kılmıyor. Özellikle il merkezi sit alanı bakımından çevrelenmiş bir yapıya sahip. Bilmeyenler için sit alanını tanımladığımızda sit alanı; korunması gereken doğal değerlerin muhafaza edilmesi olarak açıklanıyor. Bu sit alanı zenginliği 2 farklı pencereden bakmamız daha doğru olur. Birincisi şehrin gelişimi için ihtiyaç bulunan genişleme alanı, ikincisi doğal değerleri koruyarak ve onları ziyaret edilebilir hale getirilmesi ve turizm değeri haline getirilmesi şeklinde inceleyebiliriz.

Burada altını çizmek istediğim husus ise birinci unsur. Burdur’da şuan 2012 yılı verilerine göre 421 sit alanı bulunmakta. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

Sit Alanları

• Dinsel ve Kültürel Yapılar : 102
• Sivil Mimarlık Örnekleri : 141
• Arkeolojik Sit Alanları : 159
• Kentsel Sit Alanı : 1
• Doğal Sit Alanı : 5
• Askeri Yapılar: 4
• Arkeolojik ve Doğal Sit: 1

Diğer Sit Alanları

• Anıt Ağaçlar : 8

Maddeler halinde göründüğü üzere Burdur, sit alanı bakımından hakikaten zengin bir il olduğu ortaya çıkıyor. Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü verilerine göre Burdur’da 1. derece sit alanı 31470 ha, 2. derece sit alanı 159 ha olmak üzere toplam 31629 hektar sit alanına sahip. Sit alanlarının bu derece fazla olması ilimizde bazı zorluklara yol açıyor. Nedir bu zorluklar derseniz? Haritada belirtildiği üzere Burdur Gölü ve Salda Gölü çevresi 1. doğal sit alanı. İlimizde bu iki doğal sit alanını hariç tutarak belirtmek istediğim ise şehrin yapılaşmasında özellikle kent merkezinde sit alanlarının sıklıkla karşımıza çıkması yapılaşmayı zorlaştırıyor veya yapılaşmayı durduruyor. Şehrin gelişimi için bu bir dezavantajdır.

Burdur kent merkezini yapısal anlamda büyütmek için beynimizde canlandıralım. Burdur Gölü’nü sırtına vermiş bir kent merkezinin doğusunda (Isparta istikameti) ve batısında (Fethiye istikameti) Burdur Gölü’nün çevresinde bulunan 1. Doğal Sit Alanı mevcut. Yerel yönetimlerin sürekli vurguladığı bir done olan “Burdur kent merkezi 250 Bin nüfusu kaldırabilecek bir imar potansiyeline sahiptir.” Peki gerçekte bu böyle mi? Kağıt üzerinde ve teorik olarak yansıtılan bilgiler ne tutarlı ne de ispatlanabilirliği zayıf olan donelerdir. 85 Binlik nüfusta bu kadar trafik yoğunluğu, otopark sıkıntısı yaşanırken, şehir merkezine yapılacak yatırımlar için arazi, parsel bulma zorluğu yaşanırken, mevcutlarının da miras nedeniyle varislerce bölük pörçük bırakılmış iken Burdur’un yeterli arazinin bulunduğundan bahsetmek ütopiktir.

Burdur’un geniş, ferah , alt ve üst yapısı tamamlanmış, en az 50 yıllık büyümeyi gerçekleştirebilecek genişleme alanına ihtiyacı vardır. Peki bu alanlar var mıdır? Vardır ancak 1. doğal sit alanı içerisinde yer almaktadır. Burdur’un uzun vadede gelişim alanı doğal sit alanlarınca kafeslenmiş durumdadır.

Burdur’un bir diğer yakası olan güney cephesi Antalya istikameti ise bulunduğu coğrafya itibariyle dağlık bir alandır. Bu dağlık alan da şehrin gelişimini önlemektedir. Şehrin yatay gelişimi hem doğal sit alanları hem de sulak alanların yer alması, ayrıca jeolojik olarak toprağın elverişli olmaması nedenleriyle de yapısal gelişimini önlemektedir.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Kısa ve orta vadede çözüm önerim ise ilimizin kent merkezinde yıllar önce şehrin dış noktalarında olan zamanla şehir içinde kalan küçük ve orta sanayi işletmelerinin şehir merkezinin dışına çıkarılması, bu alanların yoksa kamulaştırmasının yapılması ve bu alanlarda yapıların ada ada imar edilerek şehrin büyümesinin önü açılması gerekmektedir. Tabi ki bu söylemesi kolay ama uygulamada zor bir projedir. Bunun için öncelikli olarak şehrin dışında doğal sit ve sulak alanların bulunmadığı bir alanda küçük ve orta sanayi işletmelerinin taşınabileceği ve ihtiyaç olan işyerlerini hazırlamaktır. Günümüzde de küçük ve orta ölçekli sanayi işletmeleri de iş yeri alanlarının yetersizliğini hep vurgulamaktadır. Bu talebi de gerçekleştirmek adına bu proje hem sanayi esnafını hem de şehir halkının daha ferah daha yaşanabilir bir kent merkezinde yaşamasına olanak sağlayacaktır. Bu alan şehirle bütünleşik bir alandır. Bu da kent merkezinin dokusunu bozmayacak, şehir merkezinin yoğunluğunu hafifletecektir. Yeni caddelerin oluşmasına, yeni ticari merkezlerin meydana gelmesine yol açacağından hayata geçmesi durumunda Burdur için çok önemli bir milat olur. Kısaca Burdur’un yeni bir imar revizyonuna acilen ihtiyacı var.

Yorum

  1. Null

    10/02/2018 at 21:43

    Şehrin içindeki yolların her bir tarafındaki binalar yıkılmadıkça trafik sorunu çözülmez, ne yazıkki büyük bir hızla yıkılıp yerine yenileri yapıldı, eskilerini yıkıp yol olarak açmak kolayken yeni bina yapılmasına izin veriliyor, şu durumda şehrin trafiği asla rahatlatıyor, Güney kısım dağlık olabilir ama madem binaların yıkılmasına yolların açılmasına sıcak bakılmıyor, şehir güneye üniversitenin sonrasına antalyaya doğru planlanmalı ve şehir oraya kurulmalı en az 2 geniş yollu ara sokaklı geniş kaldırımlı ve bina altındaki dükkanların ön bölümü kaldırımdan ayrı olacak şekilde toprakla bölünmeli, bu şekilde ancak güzel olur. Malum şehrin içinde kimse bina yıkılmasını istemiyor. Sit alanlarına yapılırsa artık 10 yıla ısartayla birleşir. En iyisimi üniversiteden sonra yapıp bucağa doğru ilerlemesi en güzeli, fikrimce.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


kampüs gazetesi,gülev,hatice sönmez,burdur rehabilitasyon,özg mühendislik,artem temizlik