Son Dakika
19 Eylül 2018 Çarşamba
doruk-reklam
09 Nisan 2018 Pazartesi, 12:25
Atila Yeşilgöz
Atila Yeşilgöz atila.yesilgoz@bahcesehir.k12.tr Tüm Yazılar

Mutlu olmayan çocuklar

Çocuğumun her şeyi var ama mutlu değil. Veliler tarafından son zamanlarda en fazla duyulan sitemlerden biri belki de bu. Şimdinin yetişkinlerine baktığımızda birçoğunun yokluk çekerek, maddi imkansızlıkların üstesinden gelerek bir yerlere vardığını görmekteyiz. Ben yokluk gördüm çocuğum görmesin zihniyetinden dolayı çocuklarımız ‘YOK’ kelimesini asla bilmiyor. Bizlerin, şimdiki yetişkinlerin çocukluk döneminde bu kadar fazla oyuncak çeşidi […]

Çocuğumun her şeyi var ama mutlu değil. Veliler tarafından son zamanlarda en fazla duyulan sitemlerden biri belki de bu. Şimdinin yetişkinlerine baktığımızda birçoğunun yokluk çekerek, maddi imkansızlıkların üstesinden gelerek bir yerlere vardığını görmekteyiz. Ben yokluk gördüm çocuğum görmesin zihniyetinden dolayı çocuklarımız ‘YOK’ kelimesini asla bilmiyor. Bizlerin, şimdiki yetişkinlerin çocukluk döneminde bu kadar fazla oyuncak çeşidi yoktu. Ya bir tane oyuncak bebek ya da bir tane oyuncak araba… Onlara da gözümüz gibi bakardık. Hatta bozulmasın, eskimesin diye oynamazdık bile. Dolayısıyla eğer yeni bir oyun kurmak istiyorsanız eldeki malzemeler ile bunu yapmanız gerekmekteydi. Bu durum birçoğumuzun ileride karşılaşacağımız zorlukları elimizdeki imkanlar ile nasıl çözebileceğimize, pes etmemiz gerektiğine yönelik bir temel oluşturdu. Hatta şöyle demez miyiz ben buralara tırnaklarımı kazıyarak geldim. Ama böylelikle bizlerin sorun çözme becerileri ve olaylara karşı bakış açılarımız gelişti.

Şimdiki çocuklara baktığımızda ise durumun tam tersi olduğunu görmekteyiz. Çocuklar ellerinde olanı değerlendirip bir oyun oluşturmaktansa o oyunda kullanacakları malzemeleri direk istiyorlar. Hep anlatılır ya patlıcana iki sopa geçirip bunlara 4 kapak ya da kullanılmayan yuvarlak başka bir malzemeden tekerlek yapıp oyuncak araba niyetine oyunlarda kullanılırdı. Şimdi ise çocuk araba ile oynamak istiyorsa ona araba alınıyor. Hem de oyuncak arabadan koleksiyon yapacak kadar çok. Hatta markası bile önemli. Eğer çocuk bu oyuncakları dikkatli kullanmayıp kırarsa ona yeniden başka bir oyuncak arabalar ya da bebekler alınıyor. Bu sebeple çocukların hayal gücü gelişmiyor, yeni çözüm yolları üretmek için çaba göstermiyorlar. Ayrıca oyuncağı bozulduğunda hemen ailesi tarafından yeni bir oyuncak alınacağını bildikleri için bunun değerini bilmeyip hor kullanıyorlar. Birçok aile görüşmelerimizde kendisinin zorluklar içinde yetiştiğini, imkansızlıklar yüzünden çok sıkıntılar yaşadığını fakat çocuğunun bu sıkıntıları yaşamaması için her isteğini yaptıklarını buna rağmen yine de çocuğun mutsuz olduğunu, doyumsuz olduğunu ve hep daha fazlasını istediğini söylerler. Yoksunluk duygusunu bilmeyen bir çocuk için elinde olanların hiçbir değeri yoktur. Çünkü onlar için hiç yok hep vardır. Çocuk bilir ki istediği zaman daha iyi bir oyuncağı hemen olacaktır.

Peki, bu durum çocuğun akademik başarısına nasıl yansır? Bazılarınız bu yazıyı okurken oyuncaktan akademik başarıya nasıl geçildi, ne alaka var ki gibi düşüncelere kapılabilir. Oysa birbiri ile son derece alakalı durumlar. Bilimsel birçok araştırmanın bize gösterdiği şeylerden biri de çocuklarınızın şimdiki davranışlarının temellerinin aslında çok öncelere daha küçük yaşlara dayandığıdır. Küçük yaşta çocuk elindeki imkanları değerlendirerek çözümler üretmeye alışmıyor, daha sonra sınavlara hazırlanırken karşısına yoruma dayalı, eleştirel düşünme becerileri gerektiren, yaratıcı çözüm yolları üretebileceği sorular ile karşılaşıyor ve işte başarısızlıklar burada başlıyor. Çünkü daha önce çocuk bu yeteneklerini hiç kullanmamış, her istediği kendisine sunulmuş. Ödev yaparken bile böyle değil mi? Okumuyorlar okutturuyorlar, derslerde öğretmen soru sorduğunda kendileri vereceği cevabı kendileri bekliyorlar. Hazır hazır hazır… Böyle yetişen çocuklarının günümüz standartlarında yapılan sınavlarda başarılı olmaları da zorlaşıyor.

Çocuklarınıza yaratıcılık, hayal gücü, sorun çözme becerileri gibi günümüz yetkinliklerini kazandırmak istiyorsanız her istediğini kendisine vermeyin. Bırakın ilk başta elindeki imkanlarla nasıl üstesinden gelebileceğini bulmaya çalışsın, çaba göstersin gayret etsin. O da tırnaklarıyla kazısın, O da kendinin tek başına kazanabileceği duygusunu tatsın.

Ancak böylelikle kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler yetiştirebiliriz. Kendilerine güvenen çözüm odaklı yaşayan, yaratıcı, başarılı… Çocuklarımız bizim en değerli varlıklarımız. Biz onlara balık vermeyi değil balık tutmayı öğretelim.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


kampüs gazetesi,gülev,destina kafe,türkmen mühendislik,özg mühendislik,artem temizlik