Son Dakika
19 Haziran 2018 Salı
doruk-reklam
22 Şubat 2018 Perşembe, 11:26
Özgür Doğan
Özgür Doğan info@burdurweb.com Tüm Yazılar

Sessizlik, kabullenmektir!

Burdur’un ayakta kalan en büyük bacalı fabrikasıdır Şeker Fabrikası. 64 yıldır binlerce ailenin geçim kaynağı olmuştur. En kaliteli şeker üreten fabrikadır diye anılır Burdur Şeker Fabrikası. Burdur Şekeri, adeta ülke genelinde marka olmuştur. Yan sektörleriyle emekçisinden, patronuna kadar herkese ekmek kapısı olmuştur. Çiftçisi, nakliyatçısı, kamyoncusu, fabrika işçisi, taşeron işçisi, toptancısı, perakendecisi, esnafı 64 yıldır gerçekleşen […]

Burdur’un ayakta kalan en büyük bacalı fabrikasıdır Şeker Fabrikası.

64 yıldır binlerce ailenin geçim kaynağı olmuştur.

En kaliteli şeker üreten fabrikadır diye anılır Burdur Şeker Fabrikası.

Burdur Şekeri, adeta ülke genelinde marka olmuştur.

Yan sektörleriyle emekçisinden, patronuna kadar herkese ekmek kapısı olmuştur.

Çiftçisi, nakliyatçısı, kamyoncusu, fabrika işçisi, taşeron işçisi, toptancısı, perakendecisi, esnafı 64 yıldır gerçekleşen kampanya dönemlerinde küspesinden, melasından ve şekerinden yararlanılan şeker pancarından rızık sahibi olmuştur. Olmaya devam etmektedir.

AMA

Nerede o eki günler dedirtecek şekilde gün be gün işçi ve personel sayısı giderek azalmış, yerine yeni personeller alınmamıştır.

Edindiğim bilgilere göre 165 daimi, 99 geçici muvakkat (sezonluk)  ve  57 memur olmak üzere Burdur Şeker Fabrikası bünyesinde bölgede ( Merkez, Tefenni, Karamanlı, Gölhisar, Yeşilova, Elmalı, Dazkırı, Dinar ve Senirkent) 321 kamu çalışanı çalışmaktadır.

Aslında yıllar önce özelleştirmenin alt yapısı hazırlanmıştır. 2000 yılında özelleştirme kapsamına, 2008 yılında ise özelleştirme programına alınmıştır.

Ve gün gelip çatmış Burdur Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesi için ilana çıkılmıştır.

Özelleştirmeyi bir kaç farklı pencereden bakmak daha sağlıklı olur.

Birincisi, fabrika işçileri de memurları da özelleştirmeye karşı mıdır? Evet karşıdır. Neden mi? 321 personel, kar yapan bir kurumda yıllardır emek vermiş ve vermeye devam etmektedir.

Olur da özelleşme olursa 5 yıllık garanti işletme süreci dolduktan sonra fabrikanın ve işçilerin akıbetleri çok net bir şekilde belli değildir. Türkşeker, ilan açıklamasında memurlar için “Diledikleri taktirde Türkşeker’e ait diğer fabrikalarda çalışmaya devam edeceklerdir. Arzu ederlerse tüm özlük hakları korunarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil olacaklardır.” Demiştir. İşçiler içinse “Talepleri halinde Emeklilik hakkını henüz elde etmemiş olanlar Türkşekerin diğer fabrikalarında çalışmaya devam edeceklerdir. Dileyen İşçiler ilgili mevzuat çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarında yılda 12 ay çalışma hakkıyla istihdam edileceklerdir.” Demiştir. Fakat bu iş öyle fiilen geçişi o kadar kolay değildir.

Çoluğu çocuğunu Burdur’da bir düzen kurarak yaşatan bir işçi veya memurun ne kadar da özlük hakları korunup başka fabrikalara nakli sağlanmasının önü açık görünse de bu emekçilerin aileleri için kolay bir durum değildir. Bunların gözardı edilmemesi gerekirdi.

İkincisi, 600 dönüme yakın şehrin merkezinde çok değerli bir arazide bulunan Burdur Şeker Fabrikası ve arazisi, eğer fabrika kapatılırsa ne şekilde kullanılacaktır, kime ne kazandıracaktır?

Üçüncüsü, ekonomik durumu bir kenara doğal şeker üreten bu fabrikalar geleceği belli olmayan bir özelleştirme sürecinin ardından şeker üretmeyi bırakırsa Türkiye’de insanlar şeker yerine bilimsel olarak sağlığa zararlı olduğu kanıtlanmış nişasta bazlı şekerlerin (N.B.Ş.) tüketilme zorunluluğuna yol açacaktır.

Avrupa’nın birçok ülkesinde tüketimi yasaklanmış, izin verilen tüketimi %2’lere geçmeyen N.B.Ş. ülkemizde %15’lere varan tüketim iznine sahiptir. Şeker fabrikaları üretmezse, şeker üretmeye devam etmezse şekere ikame olarak insan sağlığına zararlı N.B.Ş tüketmek zorunda kalacaktır.

Peki ne yapılmalıdır?

Çiftçisinden, işçisine, memurundan nakliyatçısına tüm sektörlerinden, en önemlisi Burdur halkının görüşü alınmadan özelleştirme yoluna gidilmesi kabul edilecek bir durum değildir.

Osman Gazi’ye Şeyh edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” nasihatı gibi Burdur Şeker Fabrikası’nda çalışan tüm emekçilerden şeker pancarı üreten çiftçiye kadar tüm emekçilerin yaşasın ki devletimiz de yaşasın.

Burdur halkı, Burdur Şeker Fabrikası’nın özelleştirilme sürecinde net bir tavır göstermelidir. Net tavrını göstermezse ileri de çok pişman olabileceği sonuçlara katlanılır.

Özetle; Sessizlik, kabullenmektir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


burdur ceviz ezmesi,gülev,destina kafe,ozgur dogan,ormak tarım,kanal burdur